Kırmızı Çanta Belgeseli Özelinde İyi Öğretmen Kötü Öğretmen Farkı

Belgesel; ayakkabı, çanta vb. malzemeler satan bir esnaf dükkanında başlıyor. Çok sevecen bir tablo… Yıllar önce yapılan bir iyiliğe karşı, büyük bir iyilikler silsilesi. Hayat bazı insanları sevindirirken bazılarını acıya boğmuş; ancak herkes hayattan yeteri kadar tasasını ve sevgisini almıştır. Mutlu olmak ve kederlenmek de hayatın bir cilvesi.

Belgeselin anlatıcısı Müftü Özkan Bey, hayatının ince ayrıntılarına bizi konuk ediyor. Onun çocukluk travmasına, geçmişine bir yolculuk yapıyoruz; kırgınlıklarını ve sevinçlerini o nahif sesinden işitiyoruz. Müftü Bey, çoğu insan gibi eğitimini yarıda bırakanlardan. Okumayı çok sevmesine rağmen, kaderin onu çocuk yaşta çalıştırması dolayısıyla okuma hasreti içinde kalmış, muradı sönmüş biri.
Modernlik uğruna çok şeyler dayatıldı. Çocukluk yıllarında çok dayaklar yedik; tek ayak üstünde durmalar ve daha çeşit çeşit cezalar… Sahiden hayat bize mutluluğu ve kederi bir paket halinde birlikte sunar. Çünkü imtihan ediliriz. Herkesin kaderi ve yaşayacakları biriciktir. O hikâye sadece onun başından geçecektir. Müftü Bey‘in de dediği gibi herkesin aslında hayatı bir roman olabilir. Öyledir zaten; herkesin hayatı bir değil, birçok romanı kapsar. Hayatımızda belli dönemlerde belli güçlüklerle veya zor durumlarla karşılaşırız. Bu zorluklar bize acı da verebilir, bizi sevindirebilir de.

İşte, Müftü Bey‘in ilkokul birinci sınıfta Mine Öğretmeninden kaynaklı travmasına şahit oluyoruz. Mine Öğretmen, diğer öğrenciler gibi Müftü Bey‘den de pantolon giymesini ister lakin Müftü Bey‘in ailesinin pantolon alacak parası yoktur. Zaten Müftü Bey yetimdir; ailesini küçük yaşta kaybetmiş, dedesi ve ninesiyle kalan biridir. Aile fakirdir; yazları pamuk toplamaya başlayıp okulun açılmasıyla birlikte, yani ekim ayında bitecek hasat dönemi boyunca bir ay kayıp yaşamaktadır. O bir ayın “cürmünü” okulda üzerinde taşıyor.
Eğer okulda, köyde ya da kasabada adınız “fakir öğrenciye” ya da “fakir aileye” çıkarsa yüzünüz daima yere düşer. Size bir garip insancık gibi davranırlar. Hayat sadece Mine Öğretmenlerin baktığı gibi değildir. Yani şalvara art niyet besleyip pantolonu el üstünde tutan bir yer değildir hayat. Bazı öğretmenler modernlik adı altında bu ülke insanına çağ dışılığını gösterdi. Küçük yaştaki bir çocuğun, sırf pantolon alacak parası olmadığı için şalvarını kesmek ne demek?
Ancak kötü öğretmenler olduğu gibi iyiler de var. Dünya, belki de iyi insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor; acısı ve derdi bu sayede katlanılır kılınıyor. Evet, adı gibi Saadet Öğretmenler de varmış hayatta. Öğrencisinin her sene bir ay geç gelmesini sorun etmeyecek, hatta ona bir çanta alacak öğretmenler de varmış.
Ay çekirdeği torbasından yapılma çantasıyla geçen dört senenin sonunda, tıpkı diğerleri gibi bir çantaya kavuşuyor Müftü Bey. Kimin sayesinde? Tabii ki Saadet Hocası sayesinde. Saadet Hocasıyla kırk iki yıllık hasretin ardından, galiba yönetmenimiz Mert Bey‘in girişimi sayesinde buluşuyorlar. Ve o kocaman senelerden sonra hasret bitiyor. Saadet Hocasına en sevdiği 23 Nisan şiirini okuyor; hâlâ ezberindedir, hiçbir zaman unutmamıştır.
Saadet Öğretmen de kendi çocukluğundan bir travmasını anlatıyor. Evet, bize travmalar yaşattılar; biz ise travmalarımız olduğu için başkalarına iyilik ediyoruz. “Biz onlar gibi olmayacağız!” diye haykırıyoruz. Her ne kadar pantolon travmasını atlatamamışsa da şalvarın daimi taşıyıcısı olmuş; artık pantolonu gözlerinde eritmiş Müftü Bey.
Pantolonu adeta pis bir giysi olarak kendi hafızasına nakşetmiş. Evet, bu kimin eseri? Tabii ki kötü öğretmeni Mine Hocanın yüzünden. Dileriz ki iyilik etmek ve iyi öğretmenlerin ışığı bizi bulsun. Hayat bedava oysa balçıktan yaratılan insanın sınavı değerli. Her şeye rağmen sinema, bize bu acıyı yaşanır ya da en azından katlanılır kılıyor. Sinema sevdanın hiç bitmemesi dileğiyle Mert kardeşim. Var ol.

Metin Arpaci
Erzurum doğumlu. Liseyi Ankara’da, üniversite tahsilini Kayseri’de gördü. Erciyes Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde okurken Tarkovski’yi keşfetti. O günden sonra huzuru yoktur. Kısa filmler, iki uzun metraj belgesel filmin çekimini yaptı ve bir sürü senaryo yazdı. İki tane hikâye bir şiir kitabı olan yazar sinema ve edebiyata tutkuyla bağlıdır.
Tüm Yazılarını Gör →