Ölme ihtimaline karşı yazılan

Geleceğe Mektuplar / I
Dejavu hissinden sıyrılarak yazmaya çalışıyorum. Dejavu diyorum, çünkü ilk kez böyle bir günlük tuttuğumda on beş yaşındaydım. Şu an yirmi oldum, beş koca yıl geçti aradan. Bu süre boyunca benden geçip gidenler de oldu. Kimisine ben sebep oldum, kimisi benden gitmek için çabaladı ve kimisi de ikimizin kontrolü dışında gitmek zorunda kaldı. Kimisinin bendeki zamanı dolmuştu, kimisinin de bu dünyadaki zamanı dolmuştu. Böyle düşünmekte karar kıldım yıllar geçtikçe.
Bu süre zarfında zaman ve mekân bağımlısı biri olarak zamansız ve mekânsız diyebiliyorum kendime. En sevdiğim zamanlar gece vakti değil artık. Yaşadığım her saniyeyi seviyorum. Olmaktan en çok mutlu olduğum yerlerin sayısı da saplantılı bir şekilde az değil. Hâlâ saf neşeyi kendimleyken yaşıyorum ama diğerleri, şansı daha çok hak ediyor gözümde. Bu süre boyunca yenemediğim bir şey de var aslında: hâlâ insanlarla sürekli yan yana olamıyorum, arada onlardan uzaklaşma isteğim ağır basıyor. Sadece, bu durumu eskisi kadar sorun olarak görmüyorum. İletişim kurma ihtiyacım kadar doğal görüyorum yalnız kalmam gerektiği hissini. Bunun da sebebini anlamaya başladım. Herkesin kendine göre yöntemleri var gerçek dünyayla yüz yüze gelirken. Ben de kendimi dinliyorum bu zamanlarda. Kendime şans tanıyorum en az başkaları kadar. İnsanların doğru ya da yalan, haklı ya da haksız ayırt etme ihtiyacı duymadan konuşmaya çırpındığı bu zamanda, elbette ki kendime de şans verecektim.

Hata yapmaktan da korkmuyorum eskisi kadar; bir kelime için defalarca kez silgi kullanmaktan da. Denemeye devam ediyorum, edeceğim de. Kimse bana ne yapmam gerektiğini öğretmedi. Belki de iyi bir dinleyici olamadım zamanında. Bunda bir sorun görmüyorum. Değiştiğimi belirtmiştim, önceliklerim de değişti. Ben de en az başkası kadar yaşamayı hak ediyorum. İşte tam da bu yüzden eskisi kadar iyi bir insan diyemiyorum kendime. Kötü biri değilim, artık diğerlerine verdiğim öncelik kendimden fazla değil. Teraziyi eşitlemeye çalışıyorum. Şunu da belirteyim; bu defter bir karamsarın güncesi değil. İzin vermeyeceğim, tekrar eskisi gibi olmasına izin veremem. Bu sefer ipler daha bir elimde. Sadece kuyu diplerine ya da gökyüzüne kaçamak bakışlar atan birisi değilim. Uçlarda koşturmak yerine ortalarda yürüyorum.
Ve zamansız gidersem bu dünyadan, arkamda bir not bırakmak istedim hep. Dedikleri gibi, her ölüm erken ölümdür aslında.
Yıllar önce başladım işte bu amaçla bir mektup yazmaya. Hatta ilk cümlesini bile hatırlıyorum: “Bu mektup, ölme ihtimalime karşı yazılmıştır. Bu ihtimali benim yaratmamam umuduyla…”
O zamanlar oldukça fiyakalı gelmişti bu cümle. Şimdi bakıyorum da fazla iddialı. Önceden insanlara kafa tutamadan ölüme kafa tutmayı deniyormuşum. Deniyormuşum, diyorum, çünkü o zamana kadar sevdiğim birini kaybetmemiştim.

Sevdiği birini toprağın altına pişmanlıklarla koymuş biri olarak söylüyorum: Her an ölecekmiş gibi yaşa ve sevdiklerin her an ölecekmiş gibi yaşamaya devam et.
Beklenmedik olan her şey fazla ıstıraplı. Kendimi bu kadar çok dinlemeyi seven biri olarak, bu yeteneğimi köreltmek istediğim zamanlar oldu. İşte bu zamanlarda anladım fiziksel olarak yok olmanın bizden götürdüklerini.
Geçmişe saplanmak doğru değil ama arada hatırlamakta fayda var. Ölüm senden ne götürdü ve götürdüklerine rağmen sana neler getirdi?
Düşün. Sadece düşün. Bir kereliğine mahsus olsa bile düşün.


Merve Yazar
Merve Yazar, Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında akademisyen olarak görev yapmaktadır. Gerek akademik, gerek bireysel olarak varoluş ve anlam üzerine okumayı ve araştırmayı seven yazar için, kelimeler yalnızca birer araç değil, iç dünyasının dışavurumudur. Yazmayı "kendisi ve dünyayla kurduğu en sahici bağ" olarak tanımlayan yazar, bu durumu, "Ne zaman ki içimden geçenler kelimelere dökülür, işte o zaman gerçekten var olduğumu hissederim," şeklinde yorumlamaktadır. Yazarken hem kendisini, hem de başkalarını yeniden inşa eden yazar; her cümleyle biraz daha "kendisi" olur. Akademik üretkenliğin ötesinde, hayatı anlamlandırma yolculuğunda kalemi en büyük rehberi olan yazar için "yazma" eylemi sadece bir eylem biçimi değil, doğrudan varoluş biçimidir.
Tüm Yazılarını Gör →