Eskisi gibi değil

Geleceğe Mektuplar / II
Yine yalnız kalmam gereken zamanın geldiğini hissediyorum. Acilen yalnız gidilecek yollar bulmam gerek. Yeni rotalar oluşturmalıyım. Her zaman gittiğim yollar yormaya başladı beni.
Böyle bir şeye ihtiyaç duymak zaman zaman yoruyor olsa da beni, içten içe mutluluk da veriyor olduğum kişi. Kendimi tanımak ve bu ne zaman olacağını bilmediğim kendimle baş başa kalma döngüsünün geldiğini hissetmek, tatminkâr hissettiriyor beni.
Bilinmezlikler içinde yaşadığımız bu dünyada, bir parça da olsa kendimizi tanımak hissiyatını herkes anlamayacaktır ki, anlamaları için de çabalamayacağım. Kendinden kaçan insanları korkak olarak görüyorum ve bu türden korkaklarla daha fazla uğraşmak istemiyorum. Bu uğurda kendimi yormaktan yoruldum. Size ne kadar doğru gelir bilemem ama, sosyal ilişkilerimde, kendime gizliden gizliye –karşı taraf için– şunu soruyorum artık: “Bana ne katacaksın?”
Temel fonetik alışverişte bulunmak gibi içi boş, tekdüze konuşmalar tatmin etmiyor beni. Yıllardır da etmiyormuş. Kendimle ilgili yeni bir şey öğrendim işte yakında.

Demem o ki, konuşma eylemi için yüz yüze birine saplantılı bir şekilde ihtiyacım yok. Kendimle de sohbet edebiliyorum, kendimi de dinleyebilirim. Konuşma ve o zihninde neler döndüğünü öğrenmek için çırpındığım onca insan varken, gündelik muhabbetleri hayatımın odağı haline getirmek istemeyişimi umarım anlarsınız. Eskisi gibi anlaşılmak için de çırpınmıyorum gerçi.
Hep yanlış bir zamanda doğduğumu düşünmüşümdür. Meğer yanılmışım, tam da doğmam gereken zamanda doğmuşum.
Çok çabuk değişiyor zaman, mekân ve bilgi bu çağda. Kendimi tanıyorum dediğimde bile yabancı hissediyorum kendime. Keşfetmem gerekiyordu hep kendimi. Eksiklik olarak gördüm yıllarca. Şimdi anlıyorum ki bilmemek, bilme arzumu körüklüyor.
Geleceğe mektup yazma fikrini de sonraya erteliyorum. Şu anki gibi dingin hissetmeyen bir ruhla yazarsam geleceğe, kötülükler savuran felaket tellalı gibi olurum.
Umut edememek; işte bunu en büyük zayıflığım sayarım.


Merve Yazar
Merve Yazar, Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında akademisyen olarak görev yapmaktadır. Gerek akademik, gerek bireysel olarak varoluş ve anlam üzerine okumayı ve araştırmayı seven yazar için, kelimeler yalnızca birer araç değil, iç dünyasının dışavurumudur. Yazmayı "kendisi ve dünyayla kurduğu en sahici bağ" olarak tanımlayan yazar, bu durumu, "Ne zaman ki içimden geçenler kelimelere dökülür, işte o zaman gerçekten var olduğumu hissederim," şeklinde yorumlamaktadır. Yazarken hem kendisini, hem de başkalarını yeniden inşa eden yazar; her cümleyle biraz daha "kendisi" olur. Akademik üretkenliğin ötesinde, hayatı anlamlandırma yolculuğunda kalemi en büyük rehberi olan yazar için "yazma" eylemi sadece bir eylem biçimi değil, doğrudan varoluş biçimidir.
Tüm Yazılarını Gör →