Rüya

Sonra alarmının ışığı güneşe karışacak duvarında… Sen yan yattığın yerden ayağını diğer ayağının üstüne atacaksın. Sonra, diğer tarafa dönüp beş on dakika daha uyuyacaksın.
Tıpkı hep yaptığın gibi, yarınları ertelediğin, içine kattığın beş dakikalarda yaşayarak devam ettirdiğin gibi, kendi uykuna küçük boşluklar katacaksın ki derin bir rahatlığı hak görmeyesin kendine.
İnsanı sevince yanında uyuması zordur. Çünkü onu seyredip yaşamak, uyumaktan daha kısa anlara sıkışır.
Kendini özgür bıraktığın hayata uyanıkken hep bir başka sebep gündüzü çalmaz mı? Belki de o yüzden birlikte uzun uzun uyumak ve görmek lazım yaşamın tadını…
Her şeyi çok hissetmek, bir süre sonra hissettiğin her şeyin zamanında uyanmasını beklemek değil mi?
Zaman nasıl da alıp götürüyor yarı sevişmelerimizi uykuda… Sonra da kalkıp yarım kalmışlıklarını yaşamış gibi hayata sarılırsın.
Uyanıp oturduğun bir tuvaletin başında yarına hayaller kuracak zamanın kalıyor kırk yıl yaşadıktan sonra.
Bugün koyacağın fotoğrafı düşünüyorsun sanki hayatınmış gibi.
Belki de bu yıllar özlem yüklü rüyalar “ses”lenen…


Giorgitsamou
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-Televizyon Senaryo bölümünde okurken sinema ile edebiyatın kardeşliğini keşfeden Giorgitsamou, iki kısa belgesel filme, üç yüzü aşkın şiire, çok sayıda denemeye ve dergilerde yayımlanan yazılara imza attı. Sekiz yıl amatör tiyatro ile uğraştı; Fransızca yayımlanan bir kitapta kendi İstanbul'unu anlattı. Son yıllarda iki roman çalışmasını tamamlamaya odaklanan Giorgitsamou, "insan ne için yaşar?" sorusuna hep aynı yanıtı verdi: hissetmek ve yazmak.
Tüm Yazılarını Gör →