O da benim gibi gülüyordu

Haz, mantıkla açıklanabilecek bir olgu değildir. Arzularımız, çekici bulduğumuz şeyler, damak zevkimiz, güzel bir yüz, bir tablonun güzelliğindeki ahengin çok daha ötesine götürür. Haz basit bir duygusal tepki değildir.
Haz: “Herhangi bir şeyin özüne ya da doğasına aidiyet duymamızdır.”
“Bu nedenle bir Rolex’in taklidini değil gerçeğini takmak istiyoruz, sahte bir Picasso tablosunu tercih etmiyoruz, ikiz kardeşlerden birine âşık olduğumuzda ona tıpatıp benzeyen diğer kardeşle birlikte olmuyoruz” diye söyler Psikolog Paul Bloom Hazzın Bilimi kitabında…
Diğer taraftan “haz”, benim için şöyle başlar bizim hikâyemizde:
O da benim gibi gülüyordu. Hem de hiç çekinmeden, derinlere inerek… Aynaya baktığımı hissettiğimde, onun da aynaya baktığını gördüm.
Sonra eğildik, omuzlarımız ve dirseklerimiz birbirine değdi. Kafamı kaldırdığımda koyu kahve gözleriyle flört ediyordum.
Niyetim asla bu değildi… Ama gözleri kalbime değdi… Deli olmalıydık ama zaten deliydik… En cesur sevişme halidir beraber gülmek, dakikalarca, hatta saatlerce… Geceye dair tek hatırladığım, gülmeye gönül verecek kadar samimi ve hesapsız bir güzel adam… Hatta benim kadar korkusuz… Karşımda kimin olduğunu görüp umursamayacak kadar gerçek, hisseden, kendini hissettiren…
Ruhları aynı yerlerde gezenler, olmadık yerlerde iç içe geçerler. Çırılçıplak koşarak denize girmek kadar hızlı ve özgür bir seyralıştı bu…
Anlar…
Sesimizi duyamadığımız bir gürültüde, Vivaldi dinler gibi huzur duymuştum yüzünü görünce…
Bazen fazla kurcalamaya fırsat bulamazsın düşüncelerini… Olduğu gibi yaşamaya yüreklenirsin sebepsiz.
Sonra sonra, özledim… Onu her görmediğim gün… Söylemediğimi ve söyleyemeyeceğimi bile bile… Aklımdan geçtiğinde tebessüm ettim ve öyle, sadece mutlu olmanı istedim. Belki de onun için gülüşüm aklında, bu bana yetti…
Zamansızlıklar ve bırakılmışlıklarımın sebebini bilirken, birkaç dakika fazladan nefesini solumak, tekrar nefes aldığımı hissetmek öyle güzeldi ki… “Karda çiçek açmak nedir, bilir misin?” dedirten.
(Giorgitsamou’nun henüz yayımlanmamış romanından bir kesit…)


Giorgitsamou
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-Televizyon Senaryo bölümünde okurken sinema ile edebiyatın kardeşliğini keşfeden Giorgitsamou, iki kısa belgesel filme, üç yüzü aşkın şiire, çok sayıda denemeye ve dergilerde yayımlanan yazılara imza attı. Sekiz yıl amatör tiyatro ile uğraştı; Fransızca yayımlanan bir kitapta kendi İstanbul'unu anlattı. Son yıllarda iki roman çalışmasını tamamlamaya odaklanan Giorgitsamou, "insan ne için yaşar?" sorusuna hep aynı yanıtı verdi: hissetmek ve yazmak.
Tüm Yazılarını Gör →