Ğ Kuşağı

68 ve 78 kuşağı… Bu iki kuşağı hepimiz biliyor, tanıyoruz.
1950 ile 1970 yılları arasında doğmuş, en genci 55, en delikanlısı 75 yaşında, hâlâ 18 yaşında deli taylar gibi ideallerinin peşinde koşan, ilkelerinden taviz vermeyen bir nesil…
Hiçbiri kreş, dershane, özel okul görmemiş; ama hepsi profesörlere ders verecek kadar bilgi sahibi bir nesil…
Harp görmüş, darp görmüş, baskı, çatışma, sorguda işkence görmüş, karakolda sorguda Filistin askısını; cezaevinde isyanla tanışmış…
En azı 5 ihtilal, 6 muhtıra, 7 postmodern darbeden sağ salim paçayı yırtmış, 10 ekonomik krizden nasibini almış, direnç abidesi adını tarihe altın harflerle yazdırmış bir nesil. Bu neslin istisnasız tamamı karşılıksız, hesapsız bu vatanı sevmiş, çoğu yatılı okumuş, kardeşlik ve paylaşma duygusu zirve yapmış…
Çok kitap okumuş, en azı liseyi bitirmiş, hayatı yaşayarak öğrenmiş…
Çoğu simitçilik, olmadı ayakkabı boyacılığı, tamirci çıraklığı, inşatta amelelik, pazarcılık hamallık yaparak okul harçlığını çıkarmış…
Ne ailesine ne devletine ekonomik yük olmamış, geneli bir baltaya sap olmuş… Bunlar bu son kalan, kadifeye sarılmış çelik yumruk örneği yumuşak gözüküp indiği yeri dağıtan bu özel neslin öfkesinden sakının…
Renksiz, kokusuz sıvı gibi eşyanın rengini alan, omurgasız oldukları için eğilen, el etek öpen, çanak yalayıcı bir kuşak var. Hep var oldular. Namus, şeref paçalarından akar, çıkarları için analarını bile satarlar… Akademisyen olanları var, akil olanları… Ama en yaygın oldukları yer siyaset ve din alanındadır.
Bir zamanlar 68 kuşağı içindeyken, Özal ile yıldızları parlayan köşe dönücü, kaypak sosyalistler de var, az da olsa… Toplumda en dikkat edilmesi gerekenler bunlardır. Bu kuşağa ben, tam da oturdu diyerek “YUMUŞAK G (Ğ)” kuşağı adını verdim. “Yiğit namı ile anılır,” diye bu toprakların bir sözü vardır; uzun uzadıya saymaya gerek yok, bu hain kuşağa “Ğ Kuşağı” dersiniz, anlayan anlar.
Bir de Z kuşağı var; 2000 yılından sonra doğmuş genç kuşak. Z harfi alfabenin son harfi olduğundan dolayı, bu son kuşağa Z kuşağı denildi sanırım.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, Cumhuriyeti gençliğe emanet etmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nda da Cumhuriyeti koruma görevi verilmişti, ancak AKP iktidara gelince bu yasayı iptal etti.
Yasalar, demokratik toplumlarda herkesin istisnasız uyması gereken kurallar bütünüdür. Ancak, Atatürk’ün gençliğe verdiği sorumlulukta, “İçinde bulunduğun durum ve koşullar içinde bile görevin Türk İstiklal ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır,” görevi de vardır.
Gençlik enerjidir, faşizm ve benzeri değişimlere izin vermez. 68 ve 78 kuşağında bunları gördük, yaşadık.
Ğ’lere dikkat.


Bünyamin Pehlivan
Monochrome türünde eserler veren M. Bünyamin Pehlivan, Gazi Eğitim Enstitüsü mezunudur. Ankara'da üç kişisel sergi açan ve bu dönemini "çıraklık yılları" olarak tanımlayan sanatçı, 2002'de Bodrum’a yerleşerek atölyesini açtı ve o tarihten itibaren mavi ağırlıklı eserler üretmeye başladı. "Mavinin ressamı" olarak anılan Pehlivan'ın yapıtları 20'yi aşkın ülkede özel koleksiyonlarda yer almaktadır. Eserlerinde, Anadolu halkının yaşadığı zorlukları işleyen Pehlivan, aynı zamanda Nâzım Hikmet'in şiirlerini resimleştiren ressam olarak da bilinmektedir. Pehlivan, Bodrum Plastik Sanatlar Oluşumu'nun da kurucuları arasındadır.
Tüm Yazılarını Gör →