Distopik sancı

Ve hep düşlerde gidilir uzun yollara. Ve ekseriyetle düşün kurulduğu mevsime eştir düşün yaşandığı mevsim.
Ve düşler kurulur, paslı bir saatmişçesine ve belki de günün en karanlık saatine. Günün en güneş vaat eden saatlerinde. Beynimde geceden kurulmuş bir saatli bombanın tik takları…
Ben seninle uzun bir yolda düşlemeye cesaret edemedim henüz kendimi. Ben seninle kısa düşler kurmaya da yeltenmedim üstelik.
Düşünüyorum sadece, varsın. Ve elimle tutamadığım bir ütopyasın. Henüz tozpembeye bulayamayacağım kadar uzaktasın.
Yanık bir ülke, ötelerde. İsmi ezilmiş ve ekşimiş bir salkım üzümden esinli. Kara, kapkara gecede lacivert bulutlar gibi. İsimsiz bir gökyüzünün, milyon küsur yıl önce sönmeye başlamış yıldızları gibi.
Zihnime erişen her bir yıldız tanesi infilak ederdi zifiri gök yüzümde. Yanaklarında meteor çukurları. Dudağının kıyısında rengârenk kuşaklar.
Bir gülüşle kuruldu paslı saatin zembereği. Bir düşten vuruldum sere serpe.
Saatli bomba infilak ettiğinde beynimde, fırlatıp atamamıştım elimden. Ve hep ters tepti sert çıkan sesim, göğe…
Düşlerim infilak etti bu gece, zifiri bir kentten uzak ülkelere.


Saynur Altay
12 Aralık 1985'te Balıkesir'in Edremit ilçesinde doğan Saynur Altay, çocukluk yıllarında futbola merak salmış, doğayla iç içe yaşamaktan keyif almıştır. Lise döneminde melankoliye kapılsa da yeniden hayata tutunarak büyümeyi reddetmiş ve şiire yönelmiştir. Didem Madak ve İkinci Yeni şairlerinden etkilenen Altay, yıllarca içinde taşıdığı dizeleri 2022'de dostlarının teşvikiyle 'La Perdesinde Öleyim' adlı ilk kitabında toplamıştır. Halen Edremit'te yaşayan şair, Ege kıyılarında ve Kazdağları'nda çocuk ruhunu korumaya çalışmaktadır.
Tüm Yazılarını Gör →