Dağların karanlığı

Karga – II
La, ürpererek uyandı düşünden.
Rüzgâr ağaçların dallarında ıslık çalıyor, karları havalandırıyordu, bir genç kızın eteğini havalandırırcasına.
Neyin ezgisini eskisi kadar duyamadığına üzüldü bir an. Çok daha derinlerden geliyordu, belli belirsiz. Kargayı da göremedi etrafta.
La bir anda sebepsizce hüzünlendi yalnız kalışına. Üstelik hava da alacalanmıştı, akşam inmek üzereydi.

Bir ürperti daha hissetti La, ama bu kez soğuktan değildi, korkudandı. Yumdu gözlerini, görmezsem dağların karanlığını o kadar da çok korkmam, dedi kendi kendine. Olmadı.
Elini göğsüne bastırdı. Tanrım! dedi, beni bırakma. Göklerin ve yerin hatırına, köklerin ve kanatların narına, sonra suyun bir gölde donuşunun, dahası buhar olup uçuşunun aşkına dondur an’ı ya da hafızamı, geçmesin bir lahza sonrasına. Durdur zihnimi yâd etmesin geçmişi, kalsın benimle burada. Yumdu gözlerini La, uydu zamanın dipsiz bucaksız akışına.
Uyu, diye fısıldadı karga usulca La’nın kulağına.
Uyu, ben kanatlarımla örterim ruhunu, uyu da için için sızlama.


Saynur Altay
12 Aralık 1985'te Balıkesir'in Edremit ilçesinde doğan Saynur Altay, çocukluk yıllarında futbola merak salmış, doğayla iç içe yaşamaktan keyif almıştır. Lise döneminde melankoliye kapılsa da yeniden hayata tutunarak büyümeyi reddetmiş ve şiire yönelmiştir. Didem Madak ve İkinci Yeni şairlerinden etkilenen Altay, yıllarca içinde taşıdığı dizeleri 2022'de dostlarının teşvikiyle 'La Perdesinde Öleyim' adlı ilk kitabında toplamıştır. Halen Edremit'te yaşayan şair, Ege kıyılarında ve Kazdağları'nda çocuk ruhunu korumaya çalışmaktadır.
Tüm Yazılarını Gör →