Kupayı Alamayan Ama Gönülleri Kazanan Takım

Dramatik 40 Dakikanın Hikâyesi
EuroBasket 2025 finalinde yaşadığımız o dramatik 40 dakikayı unutmak kolay olmayacak. Bir yanda turnuva boyunca yenilgi yüzü görmeyen Almanya, diğer yanda basketbolun kalbini yeniden kıpırdatan Türkiye… Sahada sadece iki takımın mücadelesi değil, iki basketbol kültürünün çarpışması vardı.
Almanya kazandı, evet. 88-83’lük skor, istatistiklerde onların adını altın harflerle yazdırdı. Ama parkeye bakıldığında, maçın kalbini çalan taraf bence Türkiye oldu. Avrupa basınının dahi gözden kaçırmadığı bir gerçek var: Bu finalde Türkiye uzun süre ipleri elinde tuttu. Ergin Ataman’ın öğrencileri ikinci yarının büyük bölümünde oyunu kontrol etti. Farkı açtılar, baskıyı hissettirdiler. Ama işte basketbol bu; bazen bir oyuncunun tek kişilik fırtınası her şeyi tersine çevirebilir.
Schröder’in Fırtınası, Alperen’in Mücadelesi
O oyuncunun adı Dennis Schröder. Alman basınının “kahraman” diye övdüğü Schröder, son 75 saniyede attığı altı sayı, aldığı ribaund ve çaldığı topla finale adını yazdırdı. Bizim açımızdan acı olan, bu dakikalarda Alperen Şengün’ün iki kritik şutu kaçırmasıydı. Burada şunu görmek lazım: Alperen maçı 20 sayının üzerinde tamamladı, boyalı alanı domine etti, ama finalin son bölümünde hem yorgunluk hem de Alman savunmasının çifte baskısı onun tercihlerini zorlaştırdı. O şutlar yalnızca isabetsizlik değil, büyük baskının sonucuydu.
Türkiye’nin kenardan gelen katkısı da sınırlı kaldı. Cedi Osman ve Shane Larkin hücumda zaman zaman devreye girse de, Almanya özellikle ikinci yarıda savunma sertliğini artırarak bu silahları etkisizleştirdi. Takımımızın oyunu uzun süre domine etmesine rağmen, rotasyonun daralması ve Schröder’in bireysel yaratıcılığı dengeleri değiştirdi.
Avrupa Basınının Yorumu
İspanyol basını bu maçı “sıra dışı mücadele” diye tanımladı. İtalyanlar, “final her an dengedeydi” dedi. İngilizler, Almanya’nın çifte şampiyonluğunu kutlarken bile Schröder’in son andaki patlamasına vurgu yaptı. Alman medyası ise zaten kendi kahramanını yüceltmeye meyilliydi. Fakat tüm bu satırların arasında sıkça geçen bir ayrıntı var: Türkiye’nin oyunu, direnci, potansiyeli.
Kaybederek Kazanmak
Biz kaybettik, ama kaybederken bile Avrupa’ya yeniden basketbolu hatırlattık. Bu milli takım, 2001’deki gümüşün mirasını, 2010 Dünya Şampiyonası’ndaki ikinciliği hatırlatıyor. Şimdi 2025 yazında, bir kez daha umut aşılıyor.
Şunu kabul edelim: Altın madalya Almanya’nın olabilir. Ama bu final, basketbolun ruhunu, hırsını ve dramını sahaya koyan Türkiye’nin de zaferiydi. Bazen kaybetmek, sadece kaybetmek değildir; bazen kaybederek kazanırsınız. İşte o gece, biz tam da bunu yaşadık.

Selahattin Koç
Sporun içinde, futbol ve basketbolun peşinde geçen yılların ardından artık yazılarımla Newhaber.com’dayım. Maç analizlerinden transfer gelişmelerine kadar birçok konuda görüşlerimi paylaşacağım.
Tüm Yazılarını Gör →