Guendouzi transferi neden sadece istatistikle okunmaz

Matteo Guendouzi’nin Fenerbahçe’ye gelişi, yalnızca bir transfer değil; bir oyun fikrinin sahaya yansıması. Çünkü bu transferi anlamak için istatistiklere bakmak yetmez, sahadaki boşluklara bakmak gerekir.
Guendouzi, klasik bir sağ iç ya da sekiz numara tanımına tam oturuyor. Onu benzerlerinden ayıran temel özellik ise oyunun iki yönünü aynı anda oynayabilmesi. Bunu da koşarak değil, alanları doğru yöneterek yapıyor. Sağ tarafta ne zaman çizgiye yaklaşması, ne zaman iç koridorda durması gerektiğini bilen bir oyuncudan bahsediyoruz. Bu sayede takım arkadaşları için pas kanalları açıyor. Pası aldıktan sonra oyunu durduran bir profil de değil; tam tersine, yeni bir opsiyon yaratmak için hemen yeniden hareketleniyor ve bunu çoğunlukla dikine yapıyor.
Sağ iç koridorda kurulan köprü
Bu sezon Serie A’da “progressive pass received”, yani ileri bölgede pas alma istatistiğinde ligin en iyi 13. oyuncusu olması da tesadüf değil. Bu veri, Guendouzi’nin sağ iç ve sağ yarı alanda topu alıp oyunu rakip kaleye doğru taşıyan bir köprü olduğunu gösteriyor. İşte Fenerbahçe açısından farkı yaratan nokta tam olarak burada başlıyor.
Mevcut orta saha rotasyonunda İsmail ve Alvarez iyi birer kesici. Top çalma, alan kapatma, savunma direnci konusunda değerli isimler. Ancak geriden topla çıkılması gereken anlarda ikisi de güven veren oyuncular değil. Teknik direktör Tedesco’nun bu problemi çözmek için Ederson’u oyuna dahil eden bir yapı kurgulaması da bunun göstergesiydi. Guendouzi, bu çarkı daha işlevsel hale getirecek parça olarak öne çıkıyor. Oyun sıkıştığında bağlantıya gelerek takımı rahatlatabilen, driplingle baskıdan çıkarabilen bir profil.
Pas kalitesi ve baskı altında oyun
Ederson gibi ayakları iyi bir kaleciyle oynadığınızda Guendouzi’nin değeri daha da artıyor. Merkezde sırtı dönük aldığı toplarda uzun bacakları ve fizik gücü sayesinde top kaybı yapmadan oyunu üçüncü bölgeye taşıyabiliyor. Burada küçük bir parantez açmak gerekiyor. Guendouzi teknik olarak elit bir oyun kurucu değil. Bir Verratti ya da saf bir dağıtıcı profili beklemek hata olur. Ancak bu, pas kalitesinin düşük olduğu anlamına da gelmiyor.
Bu sezon İtalya’da maç başına 41 pas ortalaması, yüzde 88 isabet oranı ve bu pasların 25’inin rakip sahada yapılmış olması, baskı altında paniklemeyen bir oyuncuya işaret ediyor. Yan pası ezberleyen değil, ileriyi düşünen bir orta saha profili çiziyor.
Hücumda skor değil akışkanlık
Hücum tarafında ne katacağı sorusu ise skor tabelasında değil, oyunun akışında gizli. Guendouzi’nin meselesi gol atmak değil, golü mümkün kılan yapıyı kurmak. Tedesco’nun zaman zaman 2-2-6, zaman zaman 3-2-5’e evrilen asimetrik hücum düzeninde bekler genişliği sağlarken kanatlar iç koridorlara giriyor. Asensio ve Talisca birlikte oynadığında merkezde daralan yapı, sağ iç koridoru bilinçli olarak boşaltıyor.
Guendouzi de bu sezon kulübünde tam olarak bu bölgede kullanıldı. Sağ kanat oyuncusunun merkezleştiği anlarda o boşluğa koşular atarak savunmanın dengesini bozabiliyor ya da pas trafiğine katılarak oyunu canlı tutuyor. Bu alanı Guendouzi’ye verdiğinizde, Asensio ve Talisca’nın savunma zaaflarını da temposuyla telafi etme şansı doğuyor.
Tedesco’nun elindeki esnek parça
Elbette Fred’in ilk sezonundaki gibi pırpır bir oyun ya da sürpriz uzaktan şutlar beklemek gerçekçi olmaz. Guendouzi’nin hücum vaadi skor değil, akışkanlık. Fenerbahçe’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak bu. Zaten skor üreten oyuncu sayısı yeterli. Onların arkasında, Alvarez’in ağır kalmasını hissettirmeyecek, İsmail’in zamanlama sorunlarını yaşatmayacak, fark edilmeden oyunu taşıyacak bir profil gerekiyor.
İşin belki de en önemli tarafı, Tedesco’nun eline geçen rotasyon gücü. Güçlü ve topa sahip olmak isteyen bir rakibe karşı Alvarez–Guendouzi ikilisiyle çıkıp biri süpürürken diğerinin taşıdığı bir yapı kurabilirsiniz. Kapanan Anadolu takımlarına karşı ise Fred–Guendouzi gibi iki dinamik, sürekli yer değiştiren bir orta saha ile rakibin dengesini bozabilirsiniz. Gerektiğinde altı numaraya çekilebilecek, gerektiğinde sahte on gibi kullanılabilecek bir oyuncu, teknik heyet için ciddi bir esneklik demek.
Savunma tarafında İsmail ve Alvarez kadar istatistik doldurmasa da baskı şiddeti, rakibi rahatsız etme ve süreklilik konusunda geri kalmıyor. En büyük artısı ise temposunu maç boyunca koruyabilmesi. Tedesco’nun listesinde üst sıralarda yer almasının ve bazı alternatif isimlerin elenmesinin temel nedeni de bu.
İstanbul’a gelişiyle birlikte artık iş teori olmaktan çıkıyor. Cumartesi günü oynanacak derbide kadroda yer alması beklenen Guendouzi, Fenerbahçe için sadece yeni bir isim değil; oyunun iki tarafını birbirine bağlayacak bir akıl olarak sahaya çıkmaya hazırlanıyor.

Selahattin Koç
Sporun içinde, futbol ve basketbolun peşinde geçen yılların ardından artık yazılarımla Newhaber.com’dayım. Maç analizlerinden transfer gelişmelerine kadar birçok konuda görüşlerimi paylaşacağım.
Tüm Yazılarını Gör →