Adriyatik’te Sert Rüzgar: Karadağ, Türkler İçin Yeni Bir Sayfa Açtı

Budva sabahına denizin tuzlu rüzgârı eşlik ediyor ama bugün sokaklarda farklı bir hava var. İnsanların yüzünde tatlı bir şaşkınlık, bazılarında ise belirsiz bir tedirginlik. Çünkü az önce telefonlarımıza düşen haber, hepimizin hayatına dokunacak türden: Karadağ, Türk vatandaşlarına uyguladığı vizesiz geçiş hakkını geçici olarak askıya alıyor.
Bir anda sosyal medyada yankı bulan açıklamayı, bizzat Başbakan Milojko Spajić duyurdu. “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vizesiz rejimi geçici olarak askıya alacağız” dedi.
Basit bir cümle ama bu topraklarda yaşayan biz Türkler için bir kapının biraz aralandığını değil, bir anlığına kapandığını hissettirdi.
Karadağ’da Türk Olmak
Burada yaşayan Türkler için Karadağ yalnızca bir Balkan ülkesi değil, huzurun ve sade yaşamın adresiydi. Kotor’un taş sokaklarında Türkçe bir selam duymak artık olağan hale gelmişti. Restoranlarda çalışan gençler Türkiye’den gelmiş, girişimciler Budva kıyılarında kafe açmış, bazıları emeklilik yıllarını burada geçirmek için ev satın almıştı.
O yüzden bu karar sadece bir “vize kararı” değil; burada kök salmaya başlayan küçük bir toplumun günlük yaşamına dokunan bir gelişme.
Karadağ’ın vize serbestisi, 90 günlük bir özgürlük alanıydı. İnsanlar “şöyle bir gidip geleyim, belki kalırım” diyordu. Şimdi o kolaylık, bir süreliğine askıya alınmış durumda. Sebebi, Başbakan’ın da ifade ettiği gibi, “ekonomik faaliyetlerin korunması ve iki ülke ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi”. Yani ortada bir kopuş değil, geçici bir frene basma hali var.
Derinlerdeki Neden: Sahte Belgeler ve Deport Dalgası
Aslında bu kararın arka planında son yıllarda biriken bazı sorunlar da var.
2025 yılına gelindiğinde, Karadağ’dan yaklaşık 1500 ila 2000 Türk vatandaşının deport edildiği biliniyor. Bu kişilerin bir kısmı, oturum izni almak, çalışmak veya şirket kurmak amacıyla ülkeye gelmişti. Ancak o dönemlerde oturum başvurularında istenen sabika kayıtları genellikle kontrol edilmeden kabul ediliyordu.
Ne yazık ki bu belgelerin bir bölümü sahteydi. 2024’ün Aralık ayında düzenlenen büyük bir operasyonda, sahte mühürler ve belgeler ortaya çıkarıldı. Bazı Türk vatandaşları bu soruşturmalarda gözaltına alındı ve sonrasında ülkeden sınır dışı edildi.
O günden beri Karadağ makamları, sabıka kayıtlarının artık Türk konsolosluğu aracılığıyla resmi olarak doğrulanmasını şart koşuyor.
Bu değişiklik, birçok kişinin süreçte takılmasına ve oturum izinlerinin iptal edilmesine yol açtı. Ardından geçmişte sahte belgeyle oturum alan bazı kişiler de geriye dönük olarak tespit edilip deport edildi. Dolayısıyla bugün açıklanan vize kararının, sadece diplomatik değil; güvenlik ve göç kontrolü açısından da alınmış bir önlem olduğu açıkça görülüyor.
Ayrıca son dönemde suç potansiyeli yüksek bazı kişilerin Karadağ’ı tercih etmeye başlaması da hükümetin dikkatini çekmiş durumda. Yani mesele sadece turizm ya da yatırım değil; ülkenin sosyal dokusunu koruma çabası da var işin içinde.
Umutlu Bekleyiş
Kotor’da gün batımını izlerken fark ediyorum ki, burada yaşayan Türkler üzgün ama paniğe kapılmış değil. Çünkü Karadağ’da ilişkiler hep nezaketle yürütülür. Başbakan’ın açıklamasında bile bu ton seziliyor: “İyi ikili ilişkilerin korunması için Türkiye ile görüşmeler başlatacağız” diyor.
Yani mesele bir kapanış değil, belki de daha düzenli bir dönemin başlangıcı.
Şimdi hepimiz, yeniden açılacak o kapının önünde sessiz bir umutla bekliyoruz.
Karadağ, bize bu ülkenin sadece taş sokaklarını değil, dostça yaşamanın anlamını da öğretti. Bu dostluk kolay kolay bitmez. Belki bir süre vizeyle gireceğiz ama kalbimiz yine aynı yerlerde dolaşacak: Adriyatik’in mavisinde, Karadağ’ın sakin sabahlarında.

Fethi Kozak
Karadağ’da finans uzmanı | Uluslararası yatırım ve strateji danışmanı
Tüm Yazılarını Gör →