Kalpten kalbe bir yolculuk: Leyla Dinç’ten ‘Sessiz Umutlar’

Leyla Dinç’in ilk romanı Sessiz Umutlar, Almina Kitap etiketiyle 2025 yılının son günlerinde yayımlanarak, kitabevlerinde ve online satış noktalarında yerini aldı. Eser, sadece bir gurbet hikâyesi değil; aynı zamanda insanın kendi içindeki yuvayı bulma çabasının bir panoraması niteliğinde.
Romanın merkezinde yer alan Ela, çocuklarıyla birlikte yurtdışında yaşamını sürdüren, ancak kalbinin bir yarısını hep geride, doğduğu topraklarda bırakmış bir kadındır.
Hikâye, Ela’nın Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret ve bu ziyaret sırasında kurduğu derin bağlar etrafında şekillenir. Romanda yer alan Ela’nın çocukluk arkadaşı Nermin, Maide Teyze, Esra, Fatma Hanım ve Semra gibi karakterler, onun hayatında sadece birer figür değil, aynı zamanda kaybettiği veya özlemini duyduğu “aile” kavramının yaşayan birer yansıması haline gelirler.
Leyla Dinç, özellikle Maide Teyze karakteri üzerinden “kan bağı” ile “can bağı” arasındaki o ince ama sarsılmaz çizgiyi ustalıkla çiziyor.
Ela, Maide Teyze’nin şefkatinde kendi annesinin sıcaklığını bulurken, okura şu soruyu sorduruyor:
Bir yeri “ev” yapan şey duvarlar mıdır, yoksa o duvarların içinde hissettiğimiz samimiyet mi?
Romanın dili, tıpkı ismi gibi sessiz ama derinden akan bir nehir gibi. Yazar, roman boyunca, Ela’nın günlüğüne düştüğü notlar ve araya serpiştirilen şiirsel pasajlarla, anlatının duygusal dozunu sürekli olarak üst seviyede tutmayı başarıyor.
Kitabın sonunda yer alan veda sahnesi ise, havalimanının o soğuk ve metalik atmosferiyle Ela’nın içindeki kor gibi yanan özlemi çarpıştırarak okuru hüzünlü bir finale sürüklüyor.
Sessiz Umutlar, hayatın hengâmesi içinde unuttuğumuz o küçük ama kıymetli detayları; bir gülümsemeyi, bir bardak çayın sıcaklığını ve “yine gel” demenin o buruk özlemini hatırlamak isteyenler için samimi bir liman sunuyor.
(Leyla Dinç, Sessiz Umutlar, roman, Almina Kitap, 184 s.)




