Hamdi Akın: Aziz Yıldırım’la sorun kapandı, Mourinho tazminatı yalan

Fenerbahçe camiasında son günlerin en çok konuşulan isimlerinden biri olan Hamdi Akın, TV100‘e yaptığı açıklamalarda hem yüksek divan kurulunda Aziz Yıldırım ile yaşanan gerilimli anlara döndü hem de Jose Mourinhonun tazminatıyla ilgili söylentilere net yanıt verdi. Kulislerde fısıltılar çoğalırken, sarı-lacivertli çevrelerde merak ve tartışma iç içe geçti.
Gerilimli divan ve eski defterler
Akın, yüksek divan kurulu toplantısında tansiyonun yükseldiği dakikaların ardından geçmişe işaret etti ve aralarında yıllara yayılan kırgınlığın artık geride kaldığını anlattı. Kısa ve net konuştu: “Aziz Yıldırım ile kişisel problemimiz vardı, geride kaldı.” Salondaki gergin hava toplantı bitse de bir süre dinmedi, camiada yankısı sürdü.
Gerilimin kökleri için 2015‘e döndü. O yıl Mehmet Ali Aydınlar‘ın yönetim listesinde yer alıp Yıldırım’a karşı yarıştıklarını anımsattı. Seçim sonrası tebrik ziyaretinde yaşanan ‘el sıkma, sıkmama’ tartışmasının hakaretlere ve ardından yargıya taşınan bir sürece dönüştüğünü, bu dönemi kolay atlatmadıklarını belirtti. “El sıkma, sıkmama hadisesi, bir hakaretler, arkasından bir mahkeme süreci…” ifadesi o günlerin özetiydi. Buna rağmen meselenin bugün kişisel bir düğüm olmaktan çıktığını vurguladı.
Akın, geçmişte Yıldırım’la aynı safta da bulunduğunu hatırlattı. 2000-2002 arasında yönetime girdiğini, şampiyonluğun geldiği ve stadyumun maraton tarafının yapıldığı dönemde görev aldığını söyledi. Daha sonra iş yoğunluğu nedeniyle ayrıldığını, buna rağmen ilişkilerin sürdüğünü, 3 Temmuz sürecinde cezaevinde Yıldırım’ı ziyaret ettiğini anımsattı. O günlerde kulüp içinde oluşan birlik hissi akıllarda yer etmişti.
Toplantıdaki tartışmaların yankısı sosyal medyada da büyüdü. Camia içinde farklı sesler yükselirken, birçok üyenin temkinli bir ton tutturması dikkat çekti.
Projeler, arsalar ve tablo
Gündemin bir diğer başlığı; kulübün projeleri ve mali yapısıydı. Akın, Ataşehir ile Kayışdağı projelerinin Emlak Konut iş birliğiyle tamamlanması halinde kulübün borçlarının sıfırlanabileceğini, o sayede ciddi bir nefes alınacağını dile getirdi. Ancak bu rahatlamanın önünün çeşitli gerekçelerle kesildiğini savundu; karar anlarında buna itiraz edenlerin olduğunu ima etti. Bu sözler, kulüp koridorlarında uzun süre konuşulacağa benziyor.
Yıldırım’ın İncek için “şehrin kalbinde paha biçilmez” şeklindeki tanımına da karşı çıktı. Eğer gerçekten paha biçilemez ise değerlendirmenin yolunu bulabileceklerini söyleyen Akın, söz konusu alanın konut imarlı olduğunu, projeyi tamamlayıp satışa geçtiklerini aktardı. “Bu yatırım karlı bir yatırım değil.” diyerek, metrekare satış fiyatının 2000 euro düzeyinde olduğunu, maliyetlerinse bu seviyenin üzerine çıktığını ifade etti. Kısa cümle, net yorum.
Varlık edinimi ve finansal yük konusuna gelirken, Akın, Yıldırım’ın “ben aldım” söylemini kulübün kaynağı ve borçlanma üzerinden okudu. Arazi alımlarının yapılabileceğini, sonuçta elde bir varlık havuzu bulunduğunu belirtti. Asıl meselenin bu varlıkların yükümlülükleri karşılayıp karşılamadığı olduğunu, fotoğrafın buradan değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kulüp çevrelerinde bu tespit, rasyonel bir çerçeve olarak not edildi.
Değer tartışmasına da rakamlar eşlik etti. Gündeme gelen 300–350 milyon dolar bandındaki tekliflere karşın Yıldırım’ın “600 milyon dolar”lık bir değer telaffuz ettiğini anımsatan Akın, seçim öncesi bu konuda el sıkışmaya varan bir mutabakatın oluştuğunu, fakat bunun daha sonra hayata geçmediğini söyledi. Benzer bir durumun bir önceki divanda da yaşandığını ekleyerek, hâlâ çözülmeyi bekleyen başlıklar olduğuna işaret etti.
Mali disiplin cephesinde ise bugünkü yönetim için ayrı bir parantez açtı. Ali Koç döneminde 7 yılda finansal yükün adım adım indirildiğini, özellikle Bankalar Birliği kapsamındaki kredi kalemlerinde belirgin bir kapanma sağlandığını anlattı. Onun ifadesiyle, karşılığı olmayan nakit çıkışları içeren yaklaşık 300 milyon euro seviyesindeki yükün %80‘i temizlendi; elde kalan tutar ise 70 milyon euro civarında.
Akın, Mourinho iddiasını da gündemden düşürecek bir netlikte ele aldı. “Hayır öyle bir şey yok. O tamamen sosyal medya asparagası.” sözleri, tartışmaya kapıyı kapatan cümle oldu. Kısa ve kesin.
Sonuçta tablo karmaşık olsa da, Akın’ın anlattıkları hem geçmişteki kırılmaları hem de bugünkü mali denge arayışını aynı cümlede buluşturuyor. Camiada sükunet beklentisi artarken, sarı-lacivertli hikayenin yeni sayfasının daha az gürültülü açılması temenni ediliyor.





