Sadettin Saran’ın reddettiği test sonuçları bilimsel tartışmaları tetikledi

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran hakkında hazırlanan bir raporda, saç örneği incelemesi neticesinde kokain testinin pozitif çıktığı iddiası spor ve hukuk dünyasında geniş yankı uyandırdı. Saran’ın bu maddeyi hayatı boyunca hiç görmediğini belirterek sonuçlara sert bir dille itiraz etmesi, bilimsel testlerin yanılma payı üzerine dikkatleri çekti. Sadettin Saran’ın Adli Tıp Kurumu dışında uluslararası bağımsız kuruluşlarda test yaptırma kararı, uyuşturucu analizlerinin ne kadar kesin olduğu sorusunu da beraberinde getirdi.
Uzmanlar, saç örneği üzerinden yapılan incelemelerin uyuşturucu kullanımı hakkında uzun süreli veri sağladığını ancak hatalı pozitif sonuçlar verebileceğini ifade ediyor. Sadettin Saran vakasında olduğu gibi, maddeyi hiç kullanmadığını beyan eden bireylerde, çevresel maruziyetin büyük bir risk faktörü olduğu biliniyor. Özellikle kokain gibi maddelerin toz halinde bulunduğu ortamlarda bulunmak veya bu maddeye temas etmiş kişilerle fiziksel iletişim kurmak, maddenin saç tellerine dışarıdan tutunmasına yol açabiliyor. Bu durum, kişi maddeyi vücuduna almasa bile analiz sonucunun pozitif çıkmasına neden olabiliyor.
Bilimsel Araştırmalarda Hatalı Pozitif Örnekleri
Dünya genelinde adli tıp literatüründe Sadettin Saran’ın yaşadığı duruma benzer pek çok örnek bulunuyor. Geçmişte bazı sporcuların ve kamu görevlilerinin kullandıkları takviye gıdalar, reçeteli ilaçlar ve hatta tükettikleri gıdalar nedeniyle uyuşturucu testlerinin yanlış sonuç verdiği tespit edildi.
Bilimsel çalışmalar, saçın yapısı gereği havadaki partikülleri hapsetme özelliğine sahip olduğunu ve basit bir şampuanlama ile bu maddelerin her zaman temizlenemediğini gösteriyor. Sadettin Saran’ın bağımsız ve uluslararası standartlarda yeni bir test talebi, işte bu dış etkenlerin elenmesi açısından kritik bir önem taşıyor.
Sadettin Saran, yaptığı açıklamada dosyadaki gizlilik kararına rağmen bilgilerin sızdırılmasını koordineli bir karalama kampanyası olarak nitelendirdi. Bilimsel çevreler, saç testlerinin yüzde 100 doğruluk payı taşımadığını, bu nedenle “onaylama testi” (confirmation test) adı verilen daha gelişmiş yöntemlerin uygulanması gerektiğini belirtiyor. Saran’ın derhal yeni numune vermeye hazır olduğunu duyurması ve savcılıktan resmi test talebinde bulunması, gerçeğin tespiti için en güvenilir bilimsel yol olarak değerlendiriliyor.
Sadettin Saran’ın hukuk mücadelesi başlattığı bu süreçte, saç örneğiyle kan ve idrar testlerinin karşılaştırılması da gündeme gelebilir. Uzmanlara göre, bir kişinin kronik kullanıcı olup olmadığını belirlemek için sadece saç teli değil, kapsamlı bir biyolojik profil incelemesi yapılması hata payını minimuma indiriyor. Saran’ın şeffaflık vurgusuyla talep ettiği bu kapsamlı incelemeler, hem kendisinin itibarını koruma çabası hem de adli tıp uygulamalarındaki olası teknik hataların düzeltilmesi adına önem arz ediyor.
Sadettin Saran’ın test sonuçlarına itiraz edeceği haberin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.




