İznik Gölü’nün Eteklerinden Bir Hayal: Burcu Kara’nın Doğal Zeytinyağı Yolculuğu

Çocukluğun Tadında Bir Başlangıç
Ayak bastığı toprak, avuçladığı zeytin taneleri… Burcu Kara için İznik Gölü yamaçlarındaki zeytin ağaçları sıradan bir doğa parçası değil, çocukluğunun yaz tatili, aile yadigarı bir huzur. Şimdilerde ise o ağaçlardan toplanan zeytinler, Kara’nın kendi markasını yaratma heyecanıyla birleşiyor.
Kime Göre Lüks, Kime Göre Miras?
Modern şehirde ‘doğal’, ‘soğuk sıkım’, ‘katkısız’ gibi kelimelerle süslediğimiz her ürüne şüpheyle yaklaşmak doğal. Ama Burcu Kara’nın hikayesi, laboratuvar değil, aile anılarıyla başlıyor. “Bu benim genetik ve ruhsal mirasım,” diyor, geçmişine ve doğaya olan borcunu ödemekte kararlı. Onun zeytinyağı yolculuğu bir proje değil, bir özlemin ete kemiğe bürünüşü adeta.
Sofralara Gönülden Düşen Bir Damla Zeytinyağı
İlk şişe yakın dostu Seda Sayan’ın masasını süslerken, işin ticari tarafından çok, paylaşmanın mutluluğu var Kara’nın gözlerinde. Kimi için sadece bir şişe zeytinyağı, kimi için ise ata toprağından gelen bir selam bu. İznik’in yamaçlarından çıkıp İstanbul sofralarına ulaşan o yeşil damla, toprağın sesi, ağacın nefesi, bir çocuğun hayallerinin en doğal hali…
Bir Tutkunun Markalaşan Hali
Burcu Kara, sektöre adımını atarken hemen büyük fabrikalar ya da zincir marketler değil, doğal ve samimi bir hikaye ile yola çıkıyor. Her damlası, kimyasal işlem görmemiş gerçek ağaçlardan, eski usul özenle sıkılmış. Şimdi ise markalaşmaya sadece bir adım kaldı. Belli mi olur, belki de yarının meşhur zeytinyağı, mahallemizin marketinde Burcu Kara’nın ismiyle yerini alır. Kim demiş hayaller sofralarımıza uğramaz diye?





