Üniversitelerde ‘Gönülsüz Öğrenci’ Dönemi: Tercihlerin Gölgesinde Kalan Hayaller

Türkiye’de üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, yükseköğretim kurumlarına yerleşen öğrenci sayısı belli oldu. Ancak, sınava giren 2 milyon 560 bin adaydan yalnızca 785 bin 186’sı bir yükseköğretim programına yerleşebildi. Tercih yapan 1 milyon 412 bin adaydan ise sadece %55.6’sı üniversiteye girme başarısı gösterdi. Bu durum, öğrencilerin büyük bir kısmının hayallerindeki bölümlere yerleşemediği gerçeğini ortaya koyuyor.
İstenmeyen Bölümlere Yerleşen Öğrenciler Artıyor
Adayların sadece yüzde 42’si ilk üç tercihinden birine yerleşebilirken, her 10 öğrenciden 6’sı istediği fakültede okuma ve dolayısıyla istediği mesleğe sahip olma fırsatını kaçırıyor. Bu durum, eğitim camiasında “gönülsüz öğrenci” modelini gündeme getiriyor. Öğrencilerin büyük bir bölümü, aslında okumak istemedikleri bölümlere yerleşmek zorunda kalıyor.
Eğitim-İş’ten Tepki: Sistem Dayatması
Eğitim-İş sendikası, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, öğrencilerin hayallerine değil, sistemin dayattığı seçeneklere mecbur bırakıldığını vurguladı. Bu durum, öğrencilerin motivasyonunu düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda eğitim kalitesini de olumsuz etkileyebiliyor. İstemediği bir bölümde okuyan öğrencinin derse olan ilgisi azalıyor ve bu da başarısızlığa yol açabiliyor.
Yüksek Puan Alan Öğrenci Bile İstediği Bölüme Giremedi
Bu durumun vahametini gösteren bir örnek de yaşandı. Sınavda 468.54 puan alarak Türkiye genelinde 324’üncü olan bir öğrenci, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni tercih etmesine rağmen okula giremediğini duyurdu. Bu olay, sınavda yüksek başarı gösteren öğrencilerin bile istedikleri bölümlere yerleşmekte zorlandığını gözler önüne seriyor. Üniversitelerde ‘gönülsüz öğrenci’ döneminin başlaması, eğitim sistemindeki yapısal sorunları bir kez daha gündeme getiriyor.





