Hande Yener, erken tanıyla meme kanserini atlattı; güçlü mesaj

Hande Yener, meme kanserini erken tanı sayesinde geride bıraktığını anlatarak “Çok büyük şey yaşadım” dedi. Ünlü şarkıcının hikayesi, kendi kendine elle muayenenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Sözleri birçok kadında karşılık buldu.
Türkiye’de pek çok kadın meme kanseriyle mücadele ediyor. Yener’in anlattıkları, basit bir kontrolün hayatı değiştirebileceğini gösteriyor. Bu, cesaret veren bir örnek.
“Kendi kendimi muayene ettim, kendim buldum”
Şarkıcı, 5 yıl önce kendi kendine yaptığı elle muayene sırasında memesinde bir kitle fark etti. Pandeminin en tedirgin günlerinde, herkes hastaneden uzak dururken o hızlıca doktora başvurdu. İlk muayenede “paniklenecek bir şey yok, takip ederiz” denilse de içindeki şüphe dinmedi. Çünkü bir şey hissediyordu.
Aradan 3 ay geçti, beklemek ona ağır geldi. Tekrar kapıyı çaldı. Bu kez mamografi önerildi. Akşam 19.00’da görüntüleme için hastaneye gitti, koridorlar neredeyse boştu. Sonuçları beklerken, bir odadan yükselen “felaket” kelimesini duydu. Dizlerinin bağı çözüldü; büyük bir kriz, gözyaşı, derin bir sarsıntı. O anın ağırlığı, sözlerle zor taşınır. Tanı endişesinin insanı nasıl kuşattığı o dakikalarda daha da görünür oldu.
O telaş içinde bir arkadaşını aradı ve “Cihan hoca”ya ulaşması için yardım istedi. Hoca o akşam hastanede rapor değerlendiriyordu; Yener’i kabul etti. Odaya adım attığında bir aydınlanma hissettiğini söylüyor. Sakin ve profesyonel yaklaşım onu rahatlattı. “Yarın sabah parça alacağım ama o kadar kötü durumun yok” cümlesi, belirsizliğe nefes aralığı açtı.
Ertesi gün operasyon planlandı. Yener, bu süreçte annesinden, ablasından ve oğlundan durumu 1 yıl gizledi; “Hatam neydi, neden böyle oldum?” diye içinden hesaplaşmalar yaptı. Zor bir dönemeçti. Ama kararlıydı.
Ameliyat sonrası odaya giren ekipten iyi haber geldi. Hekimi elini tutarak “Lenfler güzel, hiçbir problem yok, 2-3 güne taburcu olabilirsin” dedi. O anın rahatlaması tarif edilmez. Umut, yerini yavaş yavaş güvene bıraktı.
Yener’in drenleri 15 gün kaldı. Evdekiler fark etmesin diye ceplerine sakladı. Hatta Altın Kelebek gecesine drenleriyle gitti; vatkalarının içine yerleştirdi ki belli olmasın. Sahnenin parıltısının ardında, kimsenin görmediği bir mücadele daha vardı. Bu ayrıntı, izleyenlerde empati duygusunu büyüttü.
“Bu senin ikinci şansın, işine gücüne git” diyerek kendine söz verdi. Şimdi düzenli kontrollerine gidiyor; 6 ayda bir muayeneden geçiyor ve 4. yılındayım diyor. Emin ellerde olmanın, deneyimli bir hekimle yürümenin büyük bir şans olduğunun altını çiziyor.
Yaşam biçimini de disipline etmiş: spor, iyi beslenme, düzenli uyku, sebze ağırlıklı tabaklar, bol su ve hekim ziyaretleri. “Erken tanı için kendi kendini elle muayene çok önemli” sözünü tekrarlıyor. Basit bir alışkanlık, büyük bir fark yaratabiliyor.
Yener, “Açıkçası bu kadar büyük şey yaşayıp, grip atlatmışım gibi çıktım hastalıktan” derken hem şükran hem direnç ifade ediyor. Hikayesi, yüzünü güneşe çevirenlere güç veriyor.





